Mutluluk üzerine

Hayatın amacı nedir? İmanlı bir arkadaşımıza bu soruyu soracak olursanız size hiç düşünmeden cevabını verebilir. Ne kadar büyük bir rahatlık. Kendisinden çok daha büyük bir güç tarafından, yaratıcı tarafından, tanrı tarafından çok uzun zaman önce, belki daha zaman bile yokken belirlenmiş hayat amacı. Ne yazık ki benim durumum bu bahsettiğim örnekten çok uzak. İmanlı arkadaşımızla sıcak ve soğuk, mutluluk ve hüzün, savaş ve barış kadar birbirimizden uzağız. İnanç sahibi olmayan ben bu soruyla karşılaştığımda tir tir titriyor, bir cevap bulamıyor, karanlıklar içinde boğuluyordum.

Hayat amacı fizik üstü bir varlık tarafından bahşedilmemiş insanlara sizce hayatın amacı nedir diye sorduğumda genellikle aldığım cevap “Hayatın amacı mutlu olmaktır.” cümlesi. Kabul etmesi çok kolay bir cümle. Masallarda öyle değil midir? Ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar. Mutlu son. Çok sevdiğim pixar filmlerinin popüler kültürde kalmasına katkı sağladığı bir olgu. Ne kadar güzel mutlu olmak. Bir anda yükselir, hayatın tüm dertlerini unutursunuz. Tek sorun şudur. Mutluluk sürekli değildir. Anlıktır. Yükseldikten sonra yere çakılırsınız. Kendimize ve çocuklara anlattığımız hikayeler bu yüzden önemlidir. Toplumun büyük bir çoğunluğu bu hikayeleri dinleyerek gerçekleşme olasılığı olmayan bir hayalin peşinde koşmakta.

Eğlence endüstrisi diye tanımladığımız ekonominin devasa bir kesimini oluşturan bir endüstri var. Endüstri bir şey üretir değil mi? Tanımı öyle en azından. Ham maddeleri alıp, işleyip, son kullanıcıya tüketmesi için sunan şeye endüstri diyoruz. Eğlence endüstrisinin görevi de topluluk tarafından tüketilebilecek, mutluluk/efor kesirini maksimize edecek küçük mutluluk hapları üretmek. Bu ister dizi, ister film, ister oyun olsun. Kitap, müzik, radyo programı da olabilir bu. Önemli olan tek amaçlarının toplumun inandığı hayat amaçlarına yardımcı olmak için var oldukları. Sürekli mutluluk için sürekli içerik yaratmak. Toplumumuza baktığımızda bunun etkilerini görebiliriz. Televizyon izleyerek günlerini heba eden yaşlı kesim ile bilgisayarda oyun oynayarak veya dizi izleyerek günlerini heba eden genç kesim. Oyun oynamak, dizi izlemek, eğlence için kitap okumak kendi başına kötü bir şey değil aslında. Neden olsun? İnsanların hayatlarına devam edebilmek için gerçekten mutluluğa ihtiyaçları var. Nasıl yemek yemeye ve su içmeye insanın ihtiyacı var ise tabiki mutluluğa da ihtiyacı var. İhtiyaç giderilir. Hayat amacı mutlu olmak olan insanların peşinde koştuğu sürekli mutluluk bu ihtiyacı gidermeye çalışmaktansa mutluluk ihtiyacını sürekli arttırmaya sebep oluyor. Mutlu olduğumuzda salgılanan dopamin hormonu ne kadar güzel ve ne kadar tehlikeli. Bağımlılığın en büyük sebebi. İnsanlar o kadar doyumsuz hale gelmişler ki boş beş dakikaları var ise bunu telefonlarında oyun oynayarak geçiriyorlar. İnsanlığın karşılaştığı en büyük sınavlardan biri bence bu. Teknolojik gelişim ve alt yapı çalışmaları istediğimiz her an mutlu olabilmemiz için bir fırsat sağladı bize. Toplumumuz da bu dipsiz kuyuya dalmış ve halinden gayet memnun. Mutlular çünkü. Uzun bir süre öyleler en azından. Dopamin yetmemeye başladığında, renkler solduğunda, çalıştıkları ofisin duvarları üstlerine gelmeye başladığında eğlence endüstrisine, tüketici kültüre, şirket patronlarına saldırıyorlar. Keşke haklı olsalar. Keşke “Büyük kötü bir şirket patronu var ve o dünyayı yönetiyor. Tüm bunların suçlusu …………….” diyebilsem. Çok kolay olurdu. Kendimizi sorgulamamız gerekmezdi. Ne yazık ki inanmayarak zor yolu seçen bir insan olarak bu konuda da kendimi kandırmaktansa zor yolu tercih ederim. Bu herkesin kendi suçu. Günlerini, haftalarını, aylarını eğlenmeye ayıran, mutlu olmaya ayıran insanların hepsi içlerinde ne kadar boş hissettiklerini biliyorlar. Ben de onlardan biriydim. Uzun zaman önce olsa da nasıl hissettirdiğini çok iyi hatırlıyorum. Küçücük bir çocukken size söylenenlerin doğru olduğunu varsaymak dışında pek bir şansınız yok. “Ütü sıcak, yanarsın.” cümlesini bir kere test ettikten sonra büyüklerin ağzından çıkan herşeyin doğru olduğunu düşünmek mantıklı olduğu kadar hayatta kalma stratejisi de. Sonsuza kadar mutlu yaşadılar cümlesini her masalın sonunda duydukça bir çocuk olarak mutluluğun sürekli bir şey olduğuna inanmamak mümkün değil. Aynı şeyi fikirleri kendince düşünüp tartabilecek yetişkinler için söyleyemeyeceğim.

Hayatın amacı mutluluk değilse ne peki? Ne karar verirseniz o. Hayatınızı nasıl yaşamanız gerektiğine karar verecek ne yetkim ne de isteğim var. Hayatın amacının mutlu olmak olmadığını bilmeniz beni mutlu etmek için yeterli.